14 Şubat Üzerine: Realistik Bir İnceleme

14 Şubat artık bir bir ticari faaliyet. Tüketim kültürünün tüm klişeleri ve tüm ucuz numaralarını gözümüze sokan; kişiselleştirmek’, ‘özel hissetmek’ ve ‘hatırlamak’ (hatırlamak yaşatmaktır ama burada kastedilen bu değil elbet) kavramların içini boşaltan; hiç çekinmeden cinsiyetçiliğin dibine vuran ve en önemlisi ‘aşk’ gibi insanlık tarihi boyunca konjonktürel olarak belirli değişimler geçirse de hala insani duygular içinde en derinlerden biri olan bir insanlık halini bir alışveriş safahatına çeviren 14 Şubat ilişkili olduğu kavrama en çok zarar veren günlerden biri, muhtemelen de birincisi.

Özel günlerin seyrek olanı makbuldur gerçi ama günümüz dünyasında herkesin ve hemen her şeyin özel olduğu gibi günlerin de neredeyse hepsi özel. Dünya kanser günü, barış günü, su günü ve engelliler günü gibi toplumsal ve politik önemleri görece yüksek günler yanında dünya makarna günü, dünya kahve günü, dünya dolma kalem günü, uyku günü gibi ne zaman çıktığı ve niçin kutlandığı belli olmayan bir sürü gün farklı etkinliklerle kutlanıyor. İtiraf edeyim, bir dolma kalem koleksiyoncusu olarak dünya dolma kalem gününe özel indirimlerden çok faydalanmışlığım var. Burada biraz ‘üzümünü yiyip bağını sorma’ gibi bir tutum takındığımı söylemem lazım. Öte yandan bir iki istisna dışında özel günler insanı değilim. Kurban ve Ramazan Bayramları’nın kültürel ve toplumsal bağlamının önemine inanırım ve ailemin mümkün olduğunca da bayram ritüellerine uygun olarak kutlamasına çalışırım.












