Sesimi Duyan Var Mı?: Örgütlü Kötülük ve Unutmamak Üzerine

“(…)Bundan sonra normale dönmek zor ancak ateşin düştüğü yeri yaktığını gördüm, yaşamayan insanların enkazın yanında görev yapan memurların bile gündelik hayata ne kadar bağlı olduklarını gördüm. Kızmıyorum insanoğlunun var olabilmesi için unutması gerekiyor biliyorum. Ama başrol ben olduğum zaman katlanamıyorum(…)” Unutma… Unutturma… Ama nasıl ama ne zamana kadar?
“Gelinlik giydirmeyi planlarken kefen giydireceğim(…) Şu an vasıfsız, yaşayan bir ölü gibiyim(…)” Bu sözler Yunus Emre Kaya’ya, 28 yaşında Kahramanmaraşlı, depremde hayatının aşkını, birkaç ay sonra evleneceği nişanlısını kaybetmiş genç bir Maraşlıya ait. Yunus Emre, sevgilisini, eşini, çocuğunu, ana-babasını, kardeşini, yakın akrabasını, eşini-dostunu, komşusunu kaybeden binlerce depremzededen biri. Resmi rakamlara göre 45 bin’e yakın bir kayıptan bahsediyoruz ki bu sadece şu an için kayıtlı olan. Her bir kaybın ailesini, akrabalarını, eşini-dostunu düşündüğümüzde bir sevdiğini bir yakınını kaybedenlerin sayısının yüzbinlerce olduğunu tahmin etmek zor değil.








