A Complete Unknown: Minneapolis’in Asi Ozanı

Bazı filmler sadece bir karakteri anlatmak yerine, bir dönemin, bir akımın veya dönemin ruhunu taşıyan insanların sesi olmak ister. A Complete Unknown, işte tam da bunu yapmaya çalışan bir film. Ne kadar başarılı olduğu konusu ise birazcık şüpheli… James Mangold’un yönetmenliğinde, Bob Dylan’ın yükselişinin arkasındaki – sancılı olduğuna ikna olmamız gereken – süreci, müziğin şekil değiştiren doğasını ve sanatçının kimlik arayışını izliyoruz. Ancak bu, her biyografik filmde olduğu gibi bir ‘sıfırdan zirveye’ hikayesi değil. Dylan’ın içsel çatışmalarını, sahne üzerindeki dönüşümünü ve sistemle olan ince(aşırı ince) savaşını gözlemliyoruz. Film, müziği bir isyan biçimi olarak ele alıyor ve dönemin sosyal çalkantılarıyla iç içe geçiriyor. İşte tam da bu yüzden A Complete Unknown, bir biyografiden fazlası olmaya çalışıyor diyebiliriz.

Timothée Chalamet’nin performansı, filmin en çok tartışılan unsurlarından biri. Fiziksel benzerliği yakalaması ve Dylan’ın duruşunu başarılı bir şekilde yansıtması, ona rol içinde esaslı bir özgüven sağlamış, gözlerinden okunuyor. Ancak oyunculuğu, Dylan’ın o kendine has vokal tınısını ve enerjisini birebir yansıtmak yerine, daha kişisel bir yorum sunuyor. Bu durum, izleyiciyi ikiye bölebilir: Gerçekçi bir taklit mi, yoksa özgün bir canlandırma mı şeklinde. Chalamet’in Dylan’ı, büyük oranda kendine has bir hava estirirken, yer yer yapay hissettirdiği de oluyor. Yine de, özellikle sahne performanslarında taşıdığı sahicilik, kendisinin rolün hakkını verdiğini düşündürtüyor. Eğer Dylan’ı birebir görmek istiyorsanız, eski kayıtlardan devam ediyoruz…










