Ahmet Sami Özbudak ile: Kaleminin İzinde, Sahnenin Kalbinde

Malumunuz, tiyatro; zaman geçse de insan hikâyelerini, duygularını ve toplumsal hafızayı sahnede diri tutan, yaşayan bir sanat dalı. Zamanlar, mekânlar, kahramanlar değişiyor, anlatım biçimleri evriliyor da tiyatronun özü, zamana direnen bir sabırla hep yerli yerinde duruyor sanki. Böylesine kadim ve zengin bir coğrafyada yaşarken, tarihin tozlu sayfalarını karıştıran usta ellerin, ilham verici hikâyelerle ve binbir çeşit hazineyle karşılaşmamaları kanaatimce imkânsız. Çünkü bu topraklarda nereye dokunsanız, her taşın altından başka bir hikâye çıkıyor. Ve o hikâyeler, kıymetli ellerde sahneye taşındığında biz izleyiciler, kendimizi geçmişle bugünün tam ortasında buluyor; toplumsal hafızamızla yeniden temas kurup gündemdeki meseleleri daha derinden kavrıyoruz. Bugün size, oyunlarını her izleyişimde beni derinden etkileyen; hem kalemiyle hem de sahneye bakışındaki zarafetle dikkatimi çeken, tanıştığımda ise samimiyeti ve mütevazılığıyla bu röportaj sürecini daha da anlamlı kılan bir sanatçıdan bahsetmek istiyorum: Ahmet Sami Özbudak.

Taşı toprağı hikâye olan bu coğrafyayla iç içe geçmiş anlatıları, toplumsal hafızayı ve hayatın bir köşesinde unutulmuş ya da ötekileştirilmiş kahramanları sahneye taşıyan bir hikâye anlatıcısı, gerçek bir sanat emekçisi: Ahmet Sami Özbudak. Ahmet Sami Özbudak, üniversite eğitimi için geldiği, içinden deniz geçen bu büyülü şehir İstanbul’un atmosferine kapılanlardan. İstanbul’da gazetecilikle başlayan kariyeri, zamanın akışı içinde yolunu bulduğunda onu yönetmenliğe, yazarlığa ve nihayetinde oyun yazarlığına taşıdı. Avrupa Yakası’nın tarih kokan sokaklarında başlayan bu yolculuk, onun bile yazarken hayal edemeyeceği bir şekilde ilk oyunu İz ile Avrupa’ya uzandı ve 2012’de Heidelberg Stückemarkt Festivali’nde aldığı ödülle taçlandı. 45 yıllık hayatına pek çok başarıyı sığdırmış, üretkenliğiyle bende merak uyandıran Ahmet Sami Özbudak’la; Gomidas, Meçhul Paşa, İz ve Hayal-i Temsil gibi oyunlarıyla geçmişin izini bugünün diliyle süren bir yazar olarak, tiyatronun bugünü ve geçmişi arasında kurduğu köprüyü, yazarlık sürecini, mekânla ilişkisini ve hikâyelerin iyileştirici gücünü konuştuk. İstanbul’u, Ahmet Sami Özbudak’ın gözünden görüp yaşadığınız günlerde, keyifli okumalar dilerim!









