
Son müze, tarihi Beypazarı’ndaki hayatın, ziyaretçiler tarafından çeşitli aktivitelerle deneyimlenebildiği bir yer olarak düşünülmüş. Burası Yaşayan Müze. Ebru ve Hat sanatları uygulamaları, ıhlamur baskı, kurşun dökümü, kahve/ şerbet kültürü ve Türk masalları anlatımı, Hacivat-Karagöz, takı atölyeleri gibi birçok aktivite var. En ilginci de atasözleri ve deyimlerin nereden hangi hikayelere dayanarak geldiklerinin anlatıldığı bölüm. Mesela “dolap çevirmek” deyiminin meğer çok ilginç bir hikayesi varmış. Haremlik Selamlık döneminde Osmanlı evlerinde mutfaktan çıkan yemeklerin iki taraf arasında kimsenin kimseyi görmeden servis edilebilmesine yarayan dönen dolaplar varmış. Bu dolapların bir tarafı haremliğe bir tarafı selamlığa açılırmış. Bir gün, haremlikteki hizmetli kız ve selamlıktaki hizmetli çocuk birbirine aşık olmuş. Tek haberleşme araçları da yazdıkları notları birbirlerine ulaştıran bu dolapmış. Tabi bu durum evin hanımları tarafından eninde sonunda fark edilmiş. Hizmetli kıza laf arasında “Sen sus! Senin ne dolaplar döndürdüğünü biliyoruz” demişler.
Günü geçirmek için müzelere alternatif olarak Gümüşçüler Çarşısı var. Gümüş işlemeciliği zamanında Beypazarı’nın en önemli geçim kaynaklarındanmış. Özellikle Mardin’de ünlenen telkari takıların burada da çok iyi örnekleri var. Fiyatlar, takılardaki gümüş oranı tartılarak belirleniyor. Fakat pazarlık yapma şansınız da var. Gümüşler bir yana asıl iğne oyası takılar yöre kadınlarının el becerisine sizi hayran bıraktırıyor.