Her ikisi de doğru. Sosyal medyadan diyet, sağlıklı beslenme, kilo kaybı bunlarla ilgili çok şey öğrendim ve öğrendiklerimin tamamını uyguladım. Sosyal medyadan başkalarının vücduduna bakıp kendimi onlarla karşılaştırmak gibi bir davranış içerisinde asla olmadım. Benim için kilo kaybı görüntü ile alakalı asla değildi. Benim için esas olan kurallarıma uymaktı, ASLA TAVİZ VERMEMEK bir güç göstergesi ve diğer insanlardan daha iyi ve daha güçlü olduğumun kanıtıydı kendimce. İnsanları zayıflığımla şaşırttığımda kendimi çok başarılı hissettiğim için hep daha da zayıf olmayı istiyordum. İyileşme sürecimde de daha önce aynı rahatsızlığı yaşamış insanların motivasyon videolarını izliyor ve hastalıkla ilgili araştırma yapıyordum. Kendime bunu yapacak kadar düşük bir kendilik değerine neden sahip olduğumu düşünüp bunun psikolojik boyutuyla iligili araştırmalar yapmıştım. Eğer bunun altında yatan sebepleri tespit edip çözersem hastalığı yenebileceğimi fark etmiştim.
Bu süreçte etrafından duyduğun ve en çok hoşlanmadığın sorular, cümleler nelerdi? Neyi duymak seni rahatsız ediyordu en çok?
İnsanların yemediğimi fark etmesini istiyordum. Yemediğimi fark edip beni kurtarsınlar diye değil, kurallarıma ne kadar uyduğum, onlardan farklı olduğum fark edilsin istiyordum (benim gibi kurallara uyamadıkları için diğer insanları zayıf ve iradesiz bulurdum). İki günde bir yediğim yarım tabak yemeğe şahit olup “Aslında yiyorsun”, “Demek ki sen yiyip yiyip kilo almayanlardansın” gibi yorumlara katlanamıyordum. “Hayır bunun için çok çalıştım!” diye bağırmak istiyordum. İyileşmeye karar verip yemek yemeye başladığımda da “iyi yedin” gibi cümlelerden hoşlanmıyordum. Çünkü üzerimde yılların açlığı ve kısıtlanmışlığı vardı, dünyaları yesem de doymazdım. İnsanlar aslında destekleyici olmak için “iyi yedin” dese de bu bana istemsiz bir suçluluk ve pişmanlık hissettiriyordu. İyileşme sürecinde porsiyonlarımın değerlendirilmesi ihtiyacım olan son şeydi çünkü.