Antakya: Tarih ve Gastronomiyi Buluşturan Şehir

Evlere kapandığımız dönemleri telafi etmek için yola çıktığımda ilk duraklarımdan biri Antakya olmuştu. Hem kültür hem gastronomi adına o kadar çok şey barındırıyor ki bu şehir. Yaptığım gezinin üzerinden neredeyse bir yıl geçmiş olsa da rastgele gördüğüm bir Antakya fotoğrafım anılarımı canlandırmaya yetti ve bu etkileyici şehirdeki deneyimlerimi yazıya dökmeye karar verdim.

Antakya’ya giden birinden kesinlikle duyacağınız üzere ben de diyorum ki Antakya’da asla aç bir şekilde gezmiyor ve o yemekleri aç bir şekilde yemiyorsunuz, çünkü tadacak o kadar çok şey var ki… Üç koca gün geçirmeme rağmen yiyemediğim daha onlarca lezzeti arkamda bırakarak döndüm. Her yeri tarih, kültür, zahter kokuyor bu şehrin. İlçenin ortasından geçen Asi Nehri ilçeye gece gündüz ayrı bir hava katıyor. İç içe geçmiş kültürlerin ve tarihin etkilerini şehrin sokaklarında olduğu kadar yemeklerinde de görüyorsunuz. Anadolu’nun ilk Camisi olan Habib-i Neccar Camisi ve Ulu Camiyi gezerken eski ekmek fırınlarından sıcacık Antakya simidi alıp yanında verdikleri tuz ve kimyon tohumuna banıp yemenin tadını çıkarın.














