Bir Hazin Antep Fıstığı Hikayesi: Baklava Değil, Dubai Çikolatası!

Kahrolmuş fıstığın yolculuğu; Dubai’den Starbucks kahvesine, Gratis’lerde fondötenlere, yağı ve sütü ile Çin’deki “Mutlu Fındık” lakaplı hayatından sonra toksik davrandığı için vize alamadan döndü ve geldi bizim evlerimize. Antep fıstığının, günümüzde birçok kuruyemişten daha fazla öne çıkarak yarattığı hengameyi ve nasıl kıtaları kasıp kavurduğunu gördük. Şaka bir yana, hamile bir kadının aşerip bunu güçlü bir malzeme haline getirmesi mükemmel bir iş aslında. İşin özünde açlık veya aşerme gibi basit ama bir o kadar yaratıcı bir olayın birleşmesiyle, her ürünü pazarda olağanüstü bir yere taşıma potansiyeli olduğunu gördük. Antep fıstığı da bu yoldan geçti, ancak onun için bu ilk şöhret değil. Kendi başına zaten sansasyonel bir ürün.

Antep fıstığı, bilimsel adıyla Pistacia vera L., Anacardiaceae (sakızağacıgiller) familyasına ait bir ağaç türüdür. Bu şekilde adlandırmak ve bilmek gerçekten önemli. Birazdan birkaç ismini ve çevreyi nasıl şekillendirdiğini anlatacağım, o zaman Latince ismin önemini de görmüş olacağız. Pistacia cinsi içinde ekonomik olarak en önemli türdür. Antep fıstığının gen merkezi (anavatanı) Orta Asya ve Ortadoğu olarak kabul edilir ve tarihçesi yaklaşık 9000 yıl öncesine dayanır. Babil ve Asur yazıtlarında “kral yiyeceği” olarak geçtiği görülmektedir. Günümüzde de, Antep fıstığından yapılan ürünlerdeki artış ve yükselen fiyatlar nedeniyle, “Bunu ancak bir kral yiyecek,” diyoruz.














