Tuğrul Tülek: Öncelikle oyunun adından ve anti romantik bir tarza sahip olmasından dolayı seyirciyi sadece aşkla ilgili bir oyun beklemiyor, bunun altını çizmek istiyorum. Aslında aşk burada bir anlatım aracı ve esas anlatılan başka bir hikaye var. Aşk Geçmişim’de, bir şekilde büyümeye ve kendi hayatını kurmaya çalışan, büyük bir şehirde yaşarken gittikçe yalnızlaşan insanların hikayesi anlatılıyor. Dolayısıyla karakterler de, bu yalnızlığın üstesinden gelmenin farklı formüllerini, içinde bulundukları durumun çözümünü çaresize bulmaya çalışıyorlar. Farkında olmadan sağ sola çarpa çarpa ilerliyorlar. Bu tür şeylerin direkt cevabı yok, o yüzden deneyimle birçok şeyi elde ediyorsunuz, öğreniyorsunuz. Aşk Geçmişim’de bu deneyimleme sürecini anlatan bir oyun. Bunu tabii ki romantik komedi tarzına özgü durumları kullanarak ama sonrasında bunu kırarak yapıyor. O yüzden de “anti romantik komedi” olarak adlandırdığımız bir iş. Sağ gösterip sol vuruyor derler ya, işte öyle bir oyun. O yüzden size önce gerçeklik üstü bir aşk deneyimi yaşatacak gibi bir dünya kuruyor, sonra sizi gerçekliğiyle tekrar yeryüzüne indiriyor.
Biraz da hazırlık sürecinden söz edelim. Oyunda oyuncuların her biri en az 6 karakteri canlandırıyor. Bu karakterlere kendinizi nasıl hazırladınız?
Şebnem Bozoklu: Evet, birden fazla karakter oynuyoruz hatta aynı karakterin gençliğini, günümüzü, üniversitesi veya lisesini oynuyoruz. İşin en zevkli parçası bu tabii ki. Çünkü genelde karşımıza çıkan metinlerde bir karakteri alıp hayatının bir noktasından, onun bazen birkaç senesini, bazen iki gününü, bazen bir saatini oynamaya alışkınız. Ama bu oyun bunu kırıyor ve bir oyuncu olarak bizi bir konfor alanına sabitlemiyor. Oynadığım karakterlerin yaş aralıklarının arasında büyük çukurlar var bu da çok eğlenceli… Esas karakterim olan Amy’nin lise zamanı kendi adıma canlandırdığım favori dönemim diyebilirim.