Benim içimde birikmiş bir sorunsaldı bu cep telefonundan bir şeyleri, özellikle önemli şeyleri söyleyebilmek. Bu ölüm olabilir, bir sevgili ilişkisinde ayrılık olabilir… Böyle şeylerin bir anda cebimize gelebilmesi, ardından “Aa, ben sana cepten mesaj atmıştım” denilebilmesi çok olağanüstü bir durum gibi geliyor bana. Sanki her an o cep telefonuyla bir arada yaşamak durumundasın, bakmak zorundasın. Hayatını değiştiren birçok şey gelebiliyor cep telefonlarından, iyi şeyler de olabiliyor bunlar. İşe alınıyorsun, email geliyor, mesaj geliyor. Twitter’dan biri hakarette bulunuyor, dert ediniyorsun. O kadar büyük ki etkisi, çapı… İyi şeyler, kötü şeyler, hepsi toplandı ve bu oyunda tüm söylemek istediklerimizi kustuk bu konuyla ilgili diyebilirim. Seyirciye gösteriyoruz o anları. Oyunda yazar da yazmış işte, tabutta cep telefonunu unutmuşlar, cenaze boyunca çalmış! İnsanlar anlatıyor böyle hikayeler, böyle şeyler de etkiliyor insanın hayatını. Çarpıcı, herkesin hayatında olabilecek şeyler. Alın size oyun işte dedik biz de.
“Ölen Adamın Cep Telefonu”na komedi diyebilir miyiz?
Komediye yakın… “Yeni komedi” diye ifade ediyoruz aslında. Çünkü günümüzde her şey nasıl değişiyorsa, komedi anlayışı da değişiyor. O anlamda “yeni komedi” anlayışına hitap eden bir oyun Ölen Adamın Cep Telefonu. Ne çok komik, çok kahkahaya boğuyor, ne çok beklediğimiz klişe komedi anlarını veriyor… Daha şaşırtıcı, beklenmedik anlarda mizah ya da ironik anları veren bir oyun.