“Ben senelerce bu ülkede sanatımı yaparak hayatta kalmaya çalıştım. Bir şekilde geçimimi sağladım. Ama sen de biliyorsun ki ülkemiz ne sanata ne de sanatçıya gerektiği değeri vermeyen bir yer. Öyle ki ben yurt dışında bilinen bir sanatçıyken, ülkemde çevrem hariç çok bilinmeyen ve butik işler yapan biriyim. O yüzden baktım olmayacak, hem sanatımdan hem ülkemden soğuyorum; hayatımla ilgili radikal bir karar aldım: Yaptığım sanat fahişeliğine son verip kendi işimi yapmaya başlamalıyım dedim. Tabii belirli bir süre araştırmayla geçti. Sonunda, ben de senin gibi midye dolma delisiyim, üstelik yarı Bodrumlu sayılırım, dedim ki ben en güzeli midye dolma satayım, kendime bir marka yaratayım. Araştırmamı yaptım, bu işi yapabileceğime karar verdikten sonra kendime bir marka yarattım “Bi’ Midye” diye. Sonrasında tezgahımı ayarladım, midye dolmaları alacağım yerle anlaştım vesaire derken sıra geldi yer bakmaya. Yer bakma aşamasında ise şanslıydım, çok uğraşmadım; sağ olsun yemek yediğiniz meyhanenin ortakları arkadaşlarım bana burada durma izni verdiler. Daha çok yeniyim ama en azından böylelikle bir şekilde hem kendi işimi yapıp paramı kazanıyorum hem de onlara yardım ederek gelecekteki hayallerimi gerçekleştirmek adına işi öğreniyorum” diye anlattı Onur hikayesini.

Yolunuz Ataşehir taraflarına düşerse, üstelik canınız midye dolma çekerse hem ilginç bir kişiliğe sahip midye dolmacı Onur Ercoşkun ile tanışır hem de leziz mi leziz midye dolmalarından tadarsınız.