Atina Rehberi: Tanıdık Hislerle Dolu Bir Kent

Bir şehir ne kadar kucaklayabilirse bir insanı, Atina da o kadar kucaklıyor sizi. Hatta sarıp sarmalıyor. Hiçbir sokağında kendinizi yabancı hissetmemeniz de bundan. Melodiler tanıdık, şarkı sözleri farklı. Yemeklerin tatları aynı, isimleri başka. Benzer duyguların sirayet ettiği meydanlarında, sokaklarında ve hatta mekanlarında “evde” gibisiniz. Gelecekte özleyeceğinizi bildiğiniz ve arada geri dönmek isteyeceğiniz sıcacık bir ev.

Kafenenion’lardan günün erken saatlerinde kahve, gün ortalarına doğru uzo kokuları yükseliyor. Serin pasajlarındaki bir dükkânda esnafla başladığınız anlık sohbette aniden İstanbul’un kulaklarını çınlatıyorsunuz. Tavernalar gecenin sonuna dek canlı, “belki de günün hiç sonu yoktur” dedirtiyor. Eski, yorgun binalar şehre has bir hüzünü barındırıyor; üzüntüyle değilse de uzaklara dalıp giderken buluyorsunuz kendinizi, ahşap panjurlu pencerelere bakarken. Mahalle barlarında şaraplar bakır kaplarda geliyor masanıza. Yanına konan birkaç adet yeşil zeytinle Sait Faik’in Kalinikhta öyküsü canlanıveriyor ruhunuzun derinliklerinde.











































