Atiye: Netflix İçin Büyük, Seyirci İçin Küçük Bir Adım

Netflix’in yerli dizi piyasasındaki ilk girişimi olan Hakan: Muhafız, hedeflediği kitlenin beklentilerini pek karşılayamamıştı, malum. Bu noktada Atiye için bulunmaz bir fırsat doğmuştu. Daha düşük seviyedeki beklentileri karşılamak yeterli olacaktı. Atiye’nin yayınlandıktan sonra yarattığı hype, Netflix tarafında yüzleri güldürdü. Fakat son tahlilde tek başına ele almamız gereken bu dizi, düşük seviyedeki beklentileri kısmen karşılasa da, maalesef üstüne çıkabilmiş değil. Dışardan deneysel gibi görünen, iç yüzü ile yerli ve milli klişelerimize bol bol göz kırpan bir hali var. Ve sahip olduğu tek falso da bununla kalmıyor…

Beren Saat’in özgün sayılabilecek oyunculuk performansından çok, Mehmet Günsür’ün yine hiç özgün olmayan performansı ile başlamak istiyorum yazıya. Zira Mehmet Günsür kültürlü, naif, yarı gizemli ve Avrupai karakterlere hayat veriyor yıllardır. Kendi kendini canlandırıyormuş gibi hissediyorum her seferinde. Ayrıca bu performans esnasında lokalize olma çabasına girdiği her an inandırıcılığını daha da kaybediyor. Çok düzgün olan üslubu da bu durumu pekiştiriyor maalesef. Yani tamamen iyi niyetli ama doğal görünmeyen bir oyunculuk performansı sergiliyor. Başak Köklükaya’nın hayat verdiği anne karakteri ise diğer yan karakterler arasından performans olarak rahatlıkla sıyrılıyor. Beni oldukça etkiledi.











