Babadağ’da Yamaç Paraşütü: Yükseklik Korkusuna İnat!

Benim yükseklik korkum var. Ne bir dağın tepesinden aşağı bakabilirim, ne de yüksek bir apartmanda balkona çok yanaşabilirim. Hatta hayatın içerisinde bile aşağı baktığımda yere çakılacağım an ne hissederim diye düşünmekten, zirvenin tadını asla çıkaramam. Konuyu nereye bağlayacaksın, Babadağ ne alaka diyor olabilirsiniz. Babadağ benim sınavımdı. Korkularımın nesneleştiği, soyut olarak yaşadığım tepede olma korkusunun nasıl başka duygulara evrildiğini somutlaştırdığım yer. Her şey bir Fethiye gezisinde, “Haydi yamaç paraşütü yapalım” dediğim an başladı…

Buna karşılık, bazıları hayatı hep zirvede yaşar. O duyguyu o kadar güzel yaşar ki (şuraya biraz başkaları adına mutlu olan beyaz kıskançlık bulutu koyalım) bulunduğunuz noktanın başkaları için zirve olduğunu bilmeden hep gözümüz tepede olur. En tepeye geldiğimizde bile yine başkalarının yeni zirvelerine odaklanırız… Başkalarını bırakıp, bulunduğumuz zirvenin farkına vardığımız an ise, sanki sivri bir üçgenin en noktasal ucunda 45 numara ayakla nasıl dengede dururum korkusuna -büyük kısmımız- yenik düşüp, buradan düşmemeliyim paniği ile ne yapacağını şaşırır.












