Backster Etkisi: Bitkiler Acıyı Hisseder ve Kaydeder

Çocukluğumun büyük bir kısmını anneannemin Çatalca’da, kocaman bir bahçe içindeki evinde geçirdim. Şanslı bir çocuktum ki şehirden soyutlandığım bu yerde, doya doya toprakla, çamurla oynadım, çimlerde yuvarlandım, ağaçların kocaman dallarında salıncakta sallandım, doğayı kokladım, kıyafetlerimi özgürce kirletmenin zevkine vardım. Burada geçirdiğim süre boyunca mısırların, marulların, domateslerin, elma, armut, ceviz ağaçlarının toprağa ekilmesine, verdiğimiz suyla günden güne büyümesine şahit oldum. Henüz çok da anlam veremeyeceğim bir yaşta anneannem her gün çiçekleriyle konuşuyorken “Onlar bizi duyamaz, bize cevap veremez, neden onlarla konuşuyorsun?” diye sordum. Sonuçta hepimiz okulda bile “Bitkiler canlıdır ama hissedemez, duyamaz, konuşamaz” diye öğrenmedik mi… “Olur mu hiç, onlar beni duyarlar, onları okşayıp sevdiğimi hissederler, sevildikçe daha çok büyürler, çiçek açarlar” Peki bitkiler sahiden de, anneannemin söylediği gibi, olan biteni hissederler mi? Bugün Backster etkisi üzerine konuşacağız.

Belki o zaman çok da anlamlandıramadığım sözleri yıllar sonra hatırlayınca anneannemi tüm kalbimle andım, ona bir kez daha hak verdim. Toprakla, hayvanla, bitkiyle iç içe yetişen kadim büyüklerimiz, bizden önce her şeyi deneyimlemiş, her sırrın kaynağına erişmişti. Bizse her gün doğadan daha çok koparılan, ona daha da hasret kalan, bu gidişle kavuşması imkansızlaşan talihsiz nesil olarak sadece teorik bilgilere ulaşacağız. Okuyacak ama hissedemeyecek, en azından çocuklarımızın, torunlarımızın hissetmesini dileyeceğiz.












