Bahçıvan ve Ölüm: Gidenin Ardında Bıraktığı Hüzün Üzerine

Hikâye ve anıları yazarak ertelemek; hazır olunmayanı, istenmeyeni, ölümü… İnsan tıpkı Şehrazad gibi her hikâye anlatışında yaşamdan bir an’ı daha tutuşturuyor, yaşamanın sıcaklığını korumaya çalışıyor. Gospodinov’un Eylül Görmüş ile yaptığı görüşmede dile getirdiği Şehrazad örneği, eser boyunca hatta eserin son kısımlarına gelindiğinde dahi yapmayı sürdürdüğü şeyin anlamını açığa çıkartıyor: Babasının ölümünü ertelemek. Çünkü, bu kitap ölüm hakkında değil sevgili okur, sona eren bir hayat için duyulan hüzün hakkında. Fakat bu hüzün, yalnızca açmış ve solmuş çiçeklerin yapraklarına değil; aynı zamanda hiç açmamış olanlarınkine de dokunuyor; peteğin bal dolu olmayan, boş hücrelerini de kapsıyor.

Bahçıvan ve Ölüm, Gospodinov’un babasının ölümüne dair kaleme aldığı, sade diline ve basit anlatımına rağmen oldukça çarpıcı bir eser. Bu eser, vefat edene dair bir bellek çalışması olduğu kadar, yazarın kendisine yönelik, onun için değerli olan birinin/babasının kaybından sonra hayatta kalışını anlamlandırmasına dair bir çabanın da ifadesi.












