Çok teşekkür ediyorum. Evet Türk edebiyatına ilgim sevgim tutku düzeyinde… Bu tutku ile çok çalışıyor çok üretiyordum. Neler yapmadım ki. Mesela Yakup Kadri Arşivi’ni düzenledim. Bilmem kaç cilt Yakup Kadri ile eşi Leman Hanım arasındaki mektupları yayına hazırladım teslim ettim ama basılmadı. Edebiyat eleştirisine katkı sağlamak için de çok çalıştım. Dergilerde yazılar, yarışmalar, seminerler, sempozyumlar bunların yanında da akademik faaliyetler. Japonya’da Fransa’ya yerleşmeden epey önce iki yıl yaşadım ve ders verdim. Tokyo Yabancı Diller Üniversitesi’nde çalıştım. Orada Türkoloji Bölümü var. Harika insanlar tanıdım, harika dostluklar edindim. Çok çalışkan, çok ünlü Türkologlar var, biliniyor zaten, ben çoğunu tanıdım bazıları ile birlikte çalıştım, mesela Kayoko Hayashi ve Tooru Hayashi. Etsuko Shindo adlı bir Japon kadın yazar ile dost oldum. Bir kitabı da Can Yayınları’ndan çıktı. Kapodakya’da Çatra Patralar. Çok satan , çok okuna bir yazar Etsuko Shindo ve kitaplarının konuları, kişileri, bazen yerler hep Türkiye’den. Türkiye’nin tanıtımına edebiyat aracılığı ile katkı sağlayan bir yazar. Bizim kültür elçiliğimizi yapıyor adeta. Japonya’da çok başarılı öğrencilerim oldu. Ben de orada Türk edebiyatını tanıtmak için çabaladım. Mesela Türkiye ile ilgili çalışmış, ya da çalışmaya devam eden herkesi bir araya getiren üç günlük bir toplantı düzenledik Kayoko Hayashi ile birikte. Hilmi Yavuz, Latife Tekin ve Oya Baydar da çağdaş Türk edebiyatını temsilen katıldılar bu toplantıya. Bu toplantı metinleri kitap olarak da basıldı Japonya’da. Ben Japonya’daki iki yılımın hem çok başarılı olduğunu düşünüyorum hem de çok mutlu çok güzel iki yıl olduğunu. Bana çok şey kattı.
Aslında bu araştırmayı yapıtların düzeyinden bundan 1-2 sene önce yapmış ve bir dosya oluşturmuştum aynı zamanda bir yayıncı olarak da: Bahriye Çeri Kitapları. Sanıyorum mevcutlarına zorlukla ya da sahhafiyelerden kolayca ulaşılacak kitapların olduğunu görmüştüm. Bu biraz beni üzdü desem yalan olmayacak. Gerçi öncelik olarak genelde bağımsız akademisyenler -kadrosuzlar- yayınevlerini önemserler bildiğim kadarıyla. Sende bunun böyle olmamasının farkına varmadığımız nedenleri var mı acaba?
Aslında pek çok sebebi var. Simurg yayınevinin bastığı ilk kitabım mesela… Ben şimdi bu kitabın aynı şekilde basılmasını istemem. Çok geliştirdim, çok ekleme yaptım. Ama öte yandan İstanbul Edebiyat Haritası’nı da Turing basmıyor. Pek çok yayınevi ile çalıştım ama şunu da kabul etmek lazım ki her kitabı istediğiniz zamanda istediğiniz yayınevine bastırmak da mümkün olmuyor. Biraz önce söylediğim gibi Yakup Kadri ile Leman Hanım mektuplarını yayına hazırladım (Osmanlıca mektuplar) ama basılmadı. Telif yasası gereği her yerde bastıramazsınız da. Nahid Sırrı üzerine çalıştım orada da hep yayınevi ve telif sorunu vs. vardı.