Değişen Roller: Bakım Alandan Bakım Verene

Yetişkinliğin en zor yanlarını bence yeterince konuşmuyoruz. Hayır, çamaşır yıkama ritüellerini doğru düzgün yapabilmek için neredeyse işi bırakmak gerekmesinden, üniversite zamanı ‘hangover’ bir şekilde ceza hukuku sınavına girip gayet makul bir notla geçebilirken artık birkaç kadeh şarabın ardından iki tam iş günü yatışa ve tanrının yardımına ihtiyaç duymaktan ya da bir müzik festivaline katılmak için ses önleyici kulak tıpası, SPF50 güneş kremi ve aynada kendi gözünüzün içine bakıp “sen çok güçlü bir insansın gidip gündüz güneşinin altında ayakta eğlenebilirsin” şeklinde yapılan moral konuşmasından söz etmiyorum. Bunlar da yeterince zor tabii ama maalesef çok daha kalp kıran ve kabullenmesi güç bir dönüşümden bahsetmek istiyorum bugün: Rollerin değişmesi…

Babaannem benim için bu hayattaki en önemli insanlardan biri, en çok sevdiğim insanlardan biri ama aynı zamanda beni en çok yoran insanlardan da biri. Bu ay evleniyorum, kendisi nikah şahidim. Ben henüz birkaç aylıkken annem mecburi hizmet yaptığı için beni o zamanlar yeni emekli olan babaanneme bırakmış. Biz onun hala oturduğu Ankara’daki küçük evinde anne kız gibi birlikte birkaç ay geçirmişiz. Babaannemin en sık anlattığı anılarını bu günler oluşturur. O günlerden bugüne babaannem hayatımın gerçekten ihtiyaç duyduğum önemli anlarında hep oldu. Barbie bebekli pasta yaptırdığı 7. yaş günüme, üniversitede ilk kez ailemden uzak yaşarken 40 derece ateşle üç gün koltuktan kalkamamalı hasta olduğum günlere, baro ruhsatımı aldığım güne eşlik etti.











