Balıkçı ve Oğlu: Mültecilik ve Ekolojik Yıkıma Dair Bir Roman

Toplumsal konulara duyarlılığı, sade, kısa, öz bir şekilde vermek istediği mesajları iletmesi, kaleminin insanı saran gücü ve karakterlerinin gerçekçiliği ile en sevdiklerimden biri olan ve tüm kitaplarını okuduğum bir yazardır Zülfü Livaneli. O incecik, bir çırpıda bitiverecek romanlarından bile insan öyle çok ders çıkarır ki… Severek okuduğum bir yazarın en sevdiğim romanı sorulduğunda şöyle bir duraksıyorum, sonra sanki hangisini söylesem bir diğerine haksızlık olacakmış gibi geliyor, seçemiyorum. Livaneli için de bu durum geçerli, Leyla’nın Evi desem Son Ada’ya haksızlık, Huzursuzluk desem Serenad’a… İşte son romanı da hangisini en çok sevdiğime karar veremediğim romanlarının arasına eklendi. Son yılların, özellikle son birkaç ayın gözlerimizin önünde yaşanan en büyük trajedisi mültecilik ve ciğerlerimizi yakan ekolojik yıkımı Mustafa, Mesude ve Samir bebek üzerinden anlatan Balıkçı ve Oğlu.

Balıkçı ve Oğlu
Yazıya başlamadan önce uyarmalıyım ki yazımın devamında spoiler yer alacak. Eğer henüz kitabı okumadıysanız, okuduktan sonra yazıma geri dönebilirsiniz.








