Ballerina: John Wick Evreninin Mirasını Çiğnemeden Yutan O Film

Ballerina, evren olarak John Wick dünyasına ait ama ruh olarak ondan uzak bir noktada konumlanacağını düşündüğüm bir filmdi. Fakat izledikten sonra John Wick’te çalışan “boş senaryo, bol aksiyon” formülünü bu filme de yedirdiklerini görmüş oldum. Bundan çok da şikayetçi sayılmam… Bu filmde sunulan hikaye, eski defterlerden cümleler alıp yeni bir sayfa açmak yerine, o defteri bildiğimiz satırlarla yazmaya kalkıyor. Başrolde gördüğümüz Eve karakteri, intikam arayışıyla yola çıkan bir suikastçı olsa da motivasyonu, John Wick’in kişisel felaketine kıyasla fazlasıyla mekanik kalıyor. Hikaye, John Wick serisinin o karanlık ve hafif şiirselliğini sırtlamaya çalışıyor. Elbette aksiyon sahneleri ustalıkla koreografilenmiş, bu konuda bir şüphe yok. Ama bunlar, hikayesel boşlukları doldurmaya yetmeyecek kadar ritüelleşmiş maalesef.

Filmin merkezindeki Eve karakteri, babasal mevzularının karanlığından çıkamayan, o geçmişin içinde doğmuş bir figür olarak sunuluyor. Bu durum, karaktere trajik bir derinlik katmak yerine onu otomatik bir intikam makinesine dönüştürüyor. İzleyiciye sunulan motivasyonlar ise neredeyse checklist mantığıyla ilerliyor: kayıp aile, gizemli örgüt, eğitim süreci, intikam listesi. Daha önce bu şablonu onlarca kez gördük ve ne yazık ki bu film bu listeye başka bir örnek daha eklemekten öteye geçemiyor. Eve’in dönüşümü, bir karakter yolculuğu olmaktan çok, görev tamamlamalı PC oyunu mantığına hizmet eden bir geçiş gibi hissettiriyor. Bu da karakterle bağ kurmayı güçleştiriyor.










