Barcelona: Dansın ve Renklerin Şehri

Bazı dillerin sadece filmlerde ve şarkılarda güzel geldiğini bir kez daha fark ediyorum o sabah etrafımda çocuklarını sakinleştirmeye çalışan Fransızları izlerken. Daha saat 8 yeni olmuşken şimdiden dördüncü kahvemi içiyorum ve bavuluma sığmayan eşyalarımı taşımaya çalışıyorum. Bir uçuşa daha evsizler gibi görünmeden gelmeyi başaramamışım. Romantik filmlerde benim gibi sakar ve biraz şapşal kadınların yardımına havaalanlarında hep çok yakışıklı ve şık Fransız adamlar koşuyordu; ama bu telaş da sadece filmlerde güzel diye düşünerek Paris’ten Barcelona’ya uçuyorum.

İspanya; bu seyahat planımda hiç yokken bir arkadaşımla buluşmak için ziyaret ettiğim bir ülke. Yaklaşık 10 yıl önce Viyana’da bir otelde tesadüfen tanıştığımız ve o zamandan bu yana birbirimizi görebilmek için kıtalar aştığımız bir arkadaşlık kurduğumuz Nyala ile. Neşeli şarkıların, uzun dansların, şekerli içkilerin ve güzel esmer kızların ülkesi benim için İspanya. Bir de bayıldığım, hikaâyeleriyle buluşmaktan mest olduğum yönetmen Pedro Almodóvar’ın.





















