Beden Olumlama: Neden Bir Türlü Doğrusunu Göremiyoruz

Geçen hafta “Influencer Krizi” başlıklı bir yazı yazmıştım, kokusunu mu aldım bilemiyorum ama tam üzerine gerçek bir influencer krizi başladı. Toplum standartlarına göre kusursuz sayılabilecek bir beden ve beden olumlamaya dair samimiyetsiz bir açıklama içeren bir paylaşım ortalıkta dolaşmaya başladı ve tabii ki beraberinde yüzlerce tartışmayı getirdi. Bu sayede uzun süredir yazmak istediğim bir konuda yazmış olacağım bugün: beden olumlama. Ne olduğundan ne olmadığına, tarihine, nerden ortaya çıktığına, nasıl bu kadar yanlış yorumlandığına, ve bu akıma neden hala ihtiyacımız olduğuna tek tek değineceğim. Hazırsanız başlayalım.

Yazıya başlarken her zaman olduğu gibi şunu belirteceğim ben bir besin ve diyetetik mezunu değilim. Psikoloji mezunu biri değilim. Ancak konu bir ‘hareket’e ilişkin yani bir beslenme ya da mental sağlık tavsiyesi değil. Zaten bu yazıda bolca atıf ve benim şahsi deneyimlerimi göreceksiniz. “Bunu neden ben yazıyorum?” sorusunun cevabı ise deneyim ve birikim. Çok uzun zamandır body dismorphiayla yaşıyorum, 10 yıldan uzun süre yeme bozukluğuyla uğraştım (bitirdim diyemem bütünüyle bitten bir şey olduğuna da inanmıyorum), ömrüm boyunca şişman, kilolu, büyük beden bir kişi oldum (siz hangisinin politik olarak doğru ifade olduğunu düşünüyorsanız onu kullanabilirsiniz, benim için hiçbir farkı yok açıkçası çünkü bunlar benim için “kötü” kelimeler değil) dolayısıyla bu akımı getirip benim üzerime kurdular diyebiliriz aslında. Onun için yıllardır okuduğum, dinlediğim, öğrendiğim bazı şeyleri sizlerle paylaşacağım.








