Balkanlarda orijinal adıyla ‘Beograd’ olarak anılıyor, Türkçe karşılığı ise ‘Beyaz Şehir’. Eskiden şehri çevreleyen kalelerin tümü beyaz olduğundan, şehrin böyle anılması uygun görülmüş.
Ben, Şubat ayının ortalarında gittiğimden, mevsim şartları nedeniyle bir hayli üşüdüm. Bir dahaki ziyaretimi, bahar aylarına denk getirmeyi planlıyorum. Yine de, soğuk olmasına rağmen güzelliğinden hiçbir şey kaybetmemişti Belgrad. Buğulu ve kimi zaman hüzünlü atmosferi, eski ve büyüleyici mimarisine çok yakışıyordu. Nehir kıyısında oturup, saatlerce etrafı izleyebilirdim.
Gezerken, Belgrad’ın hala savaş zamanının izlerini kalbinde taşıdığını gördüm. Ama bu izlere inat dimdik ayakta kalarak herkesi kendine hayran bırakmaya yemin etmiş gibiydi… Bir yanında harabe, kırık dökük savaş kurbanı binaları, diğer yanında ise bu görüntüye nispet, sanat dolu, ün kokan caddeleri ve yapıları vardı.