Kendimi hemen her kuşağı göçmen bir ailenin hayalperest çocuğu; çocukluğundan beri başka yerleri merak eden biri olarak özetleyebilirim. Küçüklüğümde, eğitim hayatımda ve sonrasında elime yüzüme bulaştırdığım iş hayatımda aklımın bir köşesinde hem meraktan hem de macera arayışından beslenen ‘gitme’ hayalimi gerçekleştirdiğim için mutluyum. Muhtemelen ailem 1986 yılında aralarına katıldığımda kendime böyle bir yol çizeceğime hiç ihtimal vermemişti ama bazılarımız dünyaya oyun oynamaya hazır kediler gibi kocaman gözbebekleriyle bakıyor; her daim yeniye özlem duyuyor ve merak etmekten hiç vazgeçmiyor. Yazmaya gerek var mı ya da bu cümlelere nasıl eklenir bilmiyorum ama: Sırasıyla Özel Taş İlkokulu (o dönem ortaokul ve lise eklemeleri yapılmamıştı) Cağaloğlu Anadolu Lisesi (ilkokuldan girilen dönemde girmiştim yani hazırlık, ortaokul ve lise ile yedi yıl boyunca oradaydım) ve Bahçeşehir Üniversitesi’nde (siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler bölümü) eğitim aldım.
Ne zaman Bergamo’ya taşındın? Nasıl gelişti süreç, kısaca bahsedebilir misin? Bergamo’da Yaşamak
İstanbul’daki hayatımdan memnun değildim. Öyle çok büyük arzulara ya da peşinden koşarken farkında olmadan başkalarına zarar vermeme sebep olacak türden hırslara sahip değildim. Sadece basit zevklerime herhangi bir güvenlik tehlikesi yaşamadan ve toplumun gerzek tabularına takılmadan ulaşabilmek istiyordum. Ayrıca sıradan şeyler yaparken diken üzerinde hissetmekten de oldukça yorulmuştum. Bisikletimi sürerken doğaya yakın olmak, arkamdan gelen arabanın beni ezmeyeceğini bilmek, sevgilime istediğim yerde sarılabilmek, toplu taşımada insan gibi muamele görmek… O coğrafyanın yazılı olmayan kurallarına, hemen her konuda kendini açıkça ifade etmek yerine konuşmadan anlaşılmayı bekleyen insanlarına ve empatiden yoksun arkadaşlık ilişkilerine daha fazla dayanamayınca, soluğu Mayıs 2016’da Bergamo’da aldım. Giderken sadece bir yıllık turist vizem vardı. Amacım, vizenin kapsadığı süre zarfı içinde iş bulabilmekti. Türkiye’de bisiklet işinin hem basın hem de sektörel tarafında yer almış biri olarak, yapabileceklerimi yaptığıma kanaat getirmiştim ve İtalya gibi bu işin anavatanı sayılabilecek bir ülkede kendimi denemek istiyordum. Birkaç ay dişimi sıkmak zorunda kaldım ama sabrettiğime değdi. Şu an İtalya’nın önde gelen kişiye özel bisiklet üreticilerinden birinde çalışıyorum.