Dürtüsel Bir İş Birliği: Beyaz Perdede Gastronominin İzleri

Dünya sinemasında gastronomi öğelerini barından yapıtların önemli bir yere sahip olduğu yadsınamaz bir gerçek. Yemek, insanlığın yüzyıllardır en önemli dürtüsel ihtiyaçlarından biri olmasının dışında, milletlerin kültürel mirasını oluşturan evrensel unsurların başında geliyor. Buna insanları birleştirici gücü, estetik yönü, hatta bir meslek dalı olması da eklenince izleyicisini sıcacık hissettiren o filmlerin temalarından birine dönüşüyor. Senarist ve yapımcıların en önemli malzemelerinden biri de diyebiliriz. Peki hiç düşündünüz mü, gastronomi öğelerini başarılı bir şekilde işleyen dünya sineması eserleri hangileri? En bilinen ve en sevilenlerden oluşan bu iştah açıcı seçkiyi sizler için derledim. Keyifli okumalar dilerim.
Eat Pray Love (2010)

Film, otuzlu yaşlarındaki Liz’in dönüm noktası olan boşanmasının ardından, iç dünyasında kaybettiği dengeyi, huzuru ve gerçek aşkı yakalayabilmek için bir dünya seyahatine çıkmasını konu alır. Gittiği ülkelerdeki yemek kültürünü keşfetme fırsatını da yakalamış olur. İtalya’ya gidenlerin döndüklerinde en yakındığı şeylerden biri olan ”kilo alma” klişesine de atıfta bulunan filmde; Liz’in İtalya’daki spaghetti, pizza ve dolceler ile geçen günlerinin ardından kilo kaygısının oluşması elbette gözden kaçmıyor. Hindisiz şükran günü macerası, hafif beslenme rutinindeki akdeniz kahvaltısı, insanlarla kurduğu eğlenceli bağları içeren renk dolu İtalya rotasının ardından, manevi deneyimler yaşadığı Hindistan’a ve oradan da gerçek aşk ile tanıştığı egzotik Bali’ye uzanan Liz’in yolculuğunu izlediğinizde, kendinizi pizza sipariş ederken bulabilirsiniz.














