Beyoğlu Rotası Vol.1: Geçmişten Bugüne Gelenlerle

Kim bilir, kaç kez geçtik Beyoğlu sokaklarından ve o upuzun caddesinden? Yürümekten üşendiğimizden değil, sırf keyif olsun diye bindik bazen o kırmızı tramvaya. Kulaklarımızda çın çın sesleri ve değişmeyen melodileriyle bir Beyoğlu müziğiydi o yolculuk. Bazen bir tebessüm, bazen serzenişle makyajı akmış binalara baktık caddeden geçerken. Öğrencilik yıllarımızda toy hayatlarımıza pek çok anı sığdırdık; ceplerimizde birer sinema bileti, film saatine dek girip çıkmaktan usanmadığımız restoranlarında, kafelerinde güle eğlene. Bazı akşamlar hiç bitmesin istedik yüksek tavanlı eski nesil meyhanelerinde, çalgı fasılın sürüp gittiği meşkler. Bazen de hayranı olduğumuz o müzik grubunun konserinde hep bir ağızdan şarkılar söyledik. Ertesi gün sesimiz kısıktı ama yine de mutluyduk.

Öznesi bizler değilsek de büyüklerimizden dinlemekten haz duyduk Baylan’da ilk kez içilen cappuccino’yu, Markiz’in kremalı pastalarını, Lebon’da yazar buluşmalarını. O ahşap dokulu pastanelerde filizlenen aşk hikâyelerine hayretle kulak kabarttık, biraz özenerek.




















