Bir Başkadır: Kesişen Hayatlar, Tanıdık Simalar

Netflix için yapılan yerli işler arasında en elle tutulur olanı kolayca seçebilmemizi sağlayan Bir Başkadır, süssüz,pürüzsüz ve akıcı bir anlatı sunuyor izleyicisine. Arada kalmışlık hissini Türk toplumundaki çeşitli temsiller üzerinden okuyan ve derleyen bu dizi, önyargılara ve duygulara en doğal yollardan temas ediyor. Kendini sevdirmeye çalışmıyor, kimseye yaranmak için debelenmiyor. Kutuplaşma furyasının bir parçası olmayı reddediyor.

(Editör notu: Yazı spoiler içermemektedir.) Her karakterine eşit mesafede yaklaşan, aşırı derecede karikatürize hale gelebilecek diyalogları son derece ustalıklı şekilde hikayesine yediren Bir Başkadır; iyi yazılmış metni sayesinde seyircisini sahici bir ablukaya alıyor. Boşa çekilmiş bir sahne, boşa sarf edilmiş herhangi bir söz olmadığını bilerek izliyorsunuz ekranda akanları. Hikayenin özüne hizmet etmeyen herhangi bir şeyle karşılaşmamak da, bölümler arası akışkanlığa doğrudan etki ediyor haliyle. Elinizde avucunuzda biriktirdiğiniz önyargıların hepsini girişte kapının dışına bıraktırıyor dizi. Çıkışta alıp almamak da tamamen size kalıyor. Çünkü kimseye hayat dersi vermeye çalışılmıyor. Herkesin yine bildiğini okuyacağı biliniyor. Günümüz Türkiye’sindeki kutuplaşmaların ve çatışmaların bu tür eserlerle yumuşayabileceğini zannedenler her ne kadar Polyannacı ise, halihazırda olanı biteni bize bu şekilde kendine has üslubuyla anlatan Berkun Oya da bir o kadar rasyonel, gerçekçi bir perspektifte kalıyor.









