Bence insan her zaman kendini geliştirmeli, yeni şeyler öğrenmeli, yeni yerler keşfetmeli, bilgi birikimini sürekli arttırmalı. Bu sebeple İstanbul’da yaşadığım sürenin ilk yarısında adaya geri dönüş fikri hiçbir şekilde aklıma dahi gelmemişti. Biliyordum emekliliğimi geçireceğim, tatillerimde ailem ve dostlarımla doyasıya güzel zaman geçirebileceğim yerdi ada. Sonrasında keşfedilecek yerlerin, tanışılacak yeni insanların, edinilecek yeni bilgilerin giderek seyreldiği ve artık trafiğin, keşmekeşliğin, bu trafik ve keşmekeşliği yaşamak zorunda kalan insanların çevreye saçtığı negatif enerjinin çok daha belirgin şekilde hayatımın içine girdiğini hissettiğim İstanbul’daki hayatımın ikinci dönemini geçirdim. Fark ettim ki İstanbul’da yaşayanların birçoğu aslında mutsuz. Ve yine fark ettim ki İstanbul’da yaşayanların birçoğu birikim edinip Bozcaada gibi yerlere yerleşmenin hayaliyle yaşıyor. Sonrasında fırsat doğar doğmaz önce Çanakkale sonrasında Bozcaada’daydım. Şimdi çok mutluyum.
Dokuz yıl sonra Salhane’yi tekrar açma fikri nasıl gelişti?
Bu projenin fikir babası Belediye Başkanımız Sn. Hakan Can Yılmaz’dır. Bir yıl önce Salhane ihaleye çıkmış ve yanlış hatırlamıyorsam yıllık yaklaşık 500.000 TL kira bedeli ile işletme hakkı için alıcı bulmuştu. Başkanımız o dönemde bu meblağların belediye gelirleri bakımından ciddi rakamlar olduğunu bilmesine rağmen bu bedeller ödenerek işletilecek bir Salhane’nin Ada dengelerine olumsuz etkiler yaratabileceğini düşünerek ihaleyi iptal etmişti. Sonrasında doğan fikir, Adamızın göz bebeği olan Salhane’yi neden adalılar işletmesin oldu. Hem Salhane’mizi açalım hem de adamızın gençlerini istihdam edelim, okuyan gençlerimize harçlıklarını çıkarmada yardımcı olalım fikriyle süreç buralara kadar geldi. Çok da güzel oldu. Bu fırsatla bu güzel mekanı adaya ve adalılara kazandırdığı için bir kez daha başkanımıza teşekkür etmek isterim.