Bir New York Tutkunuyla Şehre Bakış Vol.1

NYC’ye gitmek yaklaşık 10 senedir hayalini kurduğum bir şeydi benim için. İnsanın hiç görmediği çoook uzak bir şehre olan sevgisi ne denli büyük olabilirse o kadar seviyordum, öyle ki Twitter’daki ilk kullanıcı adım ve hala kullandığım kişisel mailim de bu sevgiden nasibini aldı. Uzun lafın kısası 12 yaşındayken okuduğum bir dergide “herkesin kendi gibi olabildiği” ve asla yadsınmanın, öteki olmanın lugata dahil olmadığı yer olarak bahsedilen bu kurtarılmış bölgeyi görmek için o zamandan beri çıldırıyordum.
Hal böyle olunca üniversiteden mezun oluşumu benim için son dönemeç olarak düşünüp yaz tatilimde hem eğitim alıp hem de gezmek amacıyla NYC’de okul arayışına başladım. Uzun araştırmalar ve mailleşmeler sonucunda seçtiğim okulun sadece 2 haftalık eğitim ücretinin(evet konaklama bile dahil değil) 10.000 $ olduğunu öğrendikten sonra bu meblağ ile tüm aile şehri görebilir diye düşünerek bu işi ailece geziye çevirme kararı aldım. Bütün ailevi prosedürü atlarsam sonuç olarak babam, yeni evlenen ablam ve ben New York’a gidiş biletlerimizi vizemiz çıkar çıkmaz yani Mayıs ayının başında aldık. Vize süreci bizim için oldukça kolay geçti, birebir görüşmeden 1 hafta sonra pasaportlarımız işlenmiş şekilde adresimizdeydi. Detaylar büyükelçiliğin sitesinde mevcut olduğundan yapmanız gerekenleri yazıyı gereksiz uzatmamak adına atlıyorum.











