
Oradan çıkıp yürüyerek MoMa’ya doğru yol aldık. Yol üstünde 70’lerin NYC gece hayatında oldukça önemli bir yere sahip olan Studio 54’ü ve şehrin simgelerinden HOPE heykelini görmek mutlu etti. Şehri yürüyerek gezmek bence inanılmaz keyifli, aklınızda olsun.
MoMa, inanılmaz bir ziyaretçi sirkülasyonuna sahip, oldukça büyük bir müze. Tüm çalışmalar içinde ilgimi çekenleri saymam gerekirse; ziyaretçiyi Dada akımının başlangıcına götüren arşivle başlayabilirim. Sonrasında, günümüzde sanat ve tasarım dünyasının merceğinde olan mültecilerin yolculuklarını bir harita üzerinde işaretledikleri çoklu video yerleştirmesi cidden oldukça etkileyiciydi. Onun dışında Van Gogh, Klimt, Kahlo, Dali gibi ressamların tabloları ve grafik/endüstriyel tasarım adına oldukça önemli yere sahip eserleri de görmüş oldum. Ancak ne yazık ki kapanış saati yüzünden yine işlerin bir kısmını göremeden müzeden ayrılmak zorunda kaldım. Bu arada merak edenler için müzenin mağazası da en az müze kadar zengin bir yelpazeye sahip.