Bira Tadım Deneyimi: Prag Bira Müzesi

Türklerin turistik amaçlarla en çok ziyaret ettikleri Avrupa ülkelerini sayarsak, İtalya’dan sonra Çek Cumhuriyeti (Prag) ve Hollanda (Amsterdam) kapışırlar bence. En azından benim çevremde tanıdığım hemen hemen herkes Prag’a gitmiş veya gitmek için planlardaydı. Ben çoğunluğa görece çok geç keşfettim bu harika şehri. Geçtiğimiz yaz yedi günlük bir Viyana – Prag planı ile sonunda ben de çok sevilen Prag ile tanıştım. Niye çok sevildiğini; Kafka’yı, Charles Köprüsü’nü, harika kalesini, güzel domuz eti yemeklerini, çılgın gece kulüplerini, Ortaçağ’dan kalma dar sokaklarını, aşırı romantik günbatımlarını ve graffitilerle kaplı John Lennon duvarını anlatmayacağım; siz zaten benden bin kat iyi biliyorsunuz dostlar.

Bu yazıda şans eseri gündüz vakti kapısından şöyle bir bakalım diye girip çok memnun kalıp çok eğlendiğimiz Bira Müzesi’nden bahsedeceğim. Prag’a giden biraseverler için mutlaka görülmesi gereken bir mabed. Birayı aşırı sevmiyor ama keyif alıyorsanız da bira kültürünü eğlenerek yakından tanımak için güzel bir şans. Zaten dünyada en çok tüketilen lager bira çeşidi pilsener de Prag’a kısa bir araba yolcuğunu uzaklıktaki Pilsner Köyü’nden çıkma. Evet, biranın Belçika’dan sonraki kutsal topraklarındayız. 🙂

















