Black Mirror 5. Sezon İncelemesi: Alışıldık Çizginin Dışında

Öncelikle söylemeliyim, Black Mirror, her bölümünde farklı oyuncularla ilerliyor olmasından içerisindeki akıllıca düşünülmüş ironi ve göndermelere, şu ana kadar izlediğim ve en başarılı bulduğum diziler arasında yer alıyor. Günümüzün teknolojiyle olan mücadelesini ve muhtemelen yakın gelecekte başımıza gelecek olayları sert bir şekilde yüzlerimize vuran ancak bunu yaparken teknolojiyi kullanmamalıyız mesajı verme amacı gütmeyen, tam tersine farkındalığımızı geliştirmeliyiz, “biz teknolojiyi kullanmalıyız, teknoloji bizi değil” diyen Black Mirror; 5. sezonuyla beni biraz hayal kırıklığına uğrattı diyebilirim. Ama ne olursa olsun, bu sezonun da bizi çarpıcı olasılıklarla buluşturup bir hayli etkilediğine şüphe yok.

Striking Vipers
Striking Vipers, yalnızca sezonun ilk bölümü değil, bana sorarsanız üçlü arasındaki en başarılı bölüm aynı zamanda. Üniversite yıllarında ev arkadaşı olan Danny (Anthony Mackie) ve Karl’ın (Yahya Abdul-Mateem II), aradan yıllar geçtikten sonra Danny’nin doğum günü aracılığıyla yeniden bir araya gelmesini konu alıyor. Karl’ın Danny’ye doğum günü hediyesi, bir sanal gerçeklik oyunu. Oyun bir dövüş oyunu olmasına rağmen, insana yaşattıkları çok farklı. Danny ve Karl, sanal gerçekliğin içerisindeyken bedenlerine dair sınırlarının ortadan kalktığını görüyor ve paralel bir evrende birbirlerine aşık oluyorlar. Bölüm bizlere sanal gerçekliğin olası gücünü öyle güzel anlatıyor ki, bu durumu ister istemez özel ilişkilerine yansıtan karakterler bir noktada gerçek hayatta eşcinsel olup olmadıklarını sorgulamaya başlıyor.











