Büyüleyici Bir Yaz Rotası: Pegasus ile Karadağ’a Uçuyoruz!

Bir sahne hayal etmenizi istiyoruz. Uçağımızdan inmişiz, valizleri odamıza bırakıp tiril tiril kıyafetimizi giyiyoruz ve görkemli Kotor Körfezi’ne doğru yolumuza koyuluyoruz. Fonda Cesária Évora’nın sesinden Petit Pays çalıyor. Gözlerimiz denizin mavisi ve Karadağ’a özgü antik taş evlerin yarattığı sepia tonlarıyla doluyor, şehre giriş yapıyoruz. Oh! Sıcacık bir yerdeyiz.
Ne tam Avrupa pürüzsüzlüğündeyiz şimdi, ne tam bir Balkan salaşlığında. Karadağ veya nam-ı diğer Montenegro hem ikisi gibi, hem de bambaşka. Bir bakıyoruz fazlaca keşfedilmemiş, bakir doğası ve akvaryum gibi deniziyle aklımızı alan bir koydayız. Bir bakıyoruz tasarımcıların, yatların, ve şef restoranlarının arasında elimizde bir gelato ile yürüyoruz. Bir anlığına Karadağ sokaklarındaydık değil mi? O zaman sizi daha fazla bekletmeden Pegasus’tan aldığımız güzel haberi verip, Karadağ hakkında merak ettiğiniz her şeyi anlatmaya başlayabiliriz.














