Carmina Burana: Dubai Operası’nda Bir Çağdaş Bale Başyapıtı

Clug, daha baştan eserinin adını müzik ile aynı koyarak müzik ile özdeşleştirilmenin ötesine geçerek doğrudan seçtiği müziği odağına oturtan bir koreografi yaptığını ilan ediyor. Böyle bir riski almasına karşın eserinin klasik bale ile modern dans arasında, ikisinin çok başarılı bir füzyonundan oluşan; minimal ama çok etkileyici sahne tasarımının da etkisiyle özgün bir dans gösterisi olmasını başarıyor. Orff’un dramatik/duygusal içeriği ve etkisi yüksek; dinleyiciyi hemen etkisi altına alan ama bir dans müziği olarak bestelenmeyen melodik müziğini cüretkar sayılabilecek özgün bir yaklaşımla dans diline çok iyi aktarıyor ve uzun zamandır dinlemediğim ve itiraf edeyim uzun bir süre daha dinlemeyi düşünmediğim bu çok bilindik müziğin de dansla adeta yeniden doğmasına yol açıyor. Dubai Operası 2024-25 Sezonu’nun sonuna yaklaştığı bu günlerde sezonun en ilgi bekçisi etkinliğine sahne oldu: Carmina Burana Balesi.

Yanlış hatırlamıyorsam yıllar önce dönemin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Rengim Gökmen bir röportajında dinleyicinin çok sevdiğinden dolayı çok sık çaldıkları ve bu yüzden de çok sıkıldıkları için Carmina Burana’ya orkestra üyelerinin aralarında ‘Carmina Buhrana’ dediklerini anlatmıştı. Alman besteci ve müzik eğitimcisi Carl Orff (1895-1982) tarafından aynı adı taşıyan bir Orta Çağ şiirleri koleksiyonundan seçilen 24 adet şiir üzerine bestelenen bir cantata olan Carmina Burana Frankfurt Operası tarafından ilk kez seslendirildiği 8 Haziran 1937 tarihinden bu yana konser salonlarının ve plakçıların gözde eserlerinden birine dönüşmüş durumda. Klasik müzik tarihine dair yapılan listelerinin tamamında ilk 100 veya 50 eser içinde yer alan Carmina Burana’nın sevilmesinin altında basit ama etkileyici ve tekrar eden melodileri; dinleyiciyi sürükleyen ritmi ve Orff’un koroyu, yani insan sesini başarıyla kullanması yatıyor. Kulağı klasik müziğe aşina olmayan; yaşamı boyunca bu tarz müziği hiç dinlememiş biri için bile ilk duyduğunda ilgi çekici ve dinlenebilir bir armoniye ve melodik içeriğe sahip olan Carmina Burana bu anlamda pek çok kişi için Vivaldi’nin Dört Mevsim başlıklı keman konçerto koleksiyonu gibi klasik müziğe giriş özelliği de taşıyor. Yapıtının bestelendiği ve ilk seslendirildiği 1930lar Almanya’sının politik ve tarihi atmosferi bağlamında bestecisi Orff’un Nazilerle ilişkilerine dair tartışmalar her ne kadar yapıtın üzerine belirli bir gölge düşürse de bu başka bir yazının konusu. Meraklısı müzikolog ve eleştirmen Richard Taruskin’in konu ile ilgili olarak The New York Times’da 2001 yılında yazdığı makaleye bakabilir.









