Sırrını bilmiyorum, öğrenmeye de çalışmıyorum. Çünkü formülize edebileceğim bir şey haline gelirse o tılsımı kaybedermiş gibi geliyor. Gerçek ve içten olması işleri buraya getirdi sanırım. Okuyucu da adaletli o anlamda, gerçekten hissettiğim şeyleri çiziyorum ve bu onlarda bir karşılık buluyor. Katıksız şeyler olmasına özen gösteriyorum başından beri. Ortak bir dil oluşuyor aramızda. Kötü hissediyorsam kötü hissedişimle, neşeliysem o neşeyle ilgili… Bizzat gerçek benle alakalı şeyler oluyor ve muhtemelen hissettiğimiz şeylerde sandığımız kadar yalnız değiliz, büyük bir kalabalığız ve çizdiğim şey bir buluşma noktası gibi oluyor, bu da beni mutlu ve motive eden bir durum.
“Kendine özgü bir yol çizdi, üslubunu olgunlaştırmayı genç yaşında başardı. Cem Güventürk karikatürde dolaşan şiir ajanı!” diyor Sunay Akın senin için. Çizmek güzel, yazmak da ayrı bir kabiliyet, nasıl birleşti ikisi sende?
Çizmek hep aşina olduğum bir şeydi, hayatımın hatırladığım tüm kısmında kalem kağıt oldu. Çizmekle alakalı bir şey yapacağım belliydi, yazmakla da alakalı yeni yeni tanışıyoruz diyebilirim. Bu daha çok ifade etme derdiyle alakalı bir durum; söylemek, işaret etmek, dikkat çekmek istediğiniz bir şeyler varsa bunu baskılayamıyorsunuz içinizde ve bir şeye dönüştürme ihtiyacı oluyor. O durumda da yazmak, çizmek, bestelemek, dans etmek bir şekilde imdadınıza yetişen şeyler oluyor.