Cem Yiğit Üzümoğlu ile: Işıklar Altında Bir Sohbet

Sanatın da sanatçının da yaşadığı toplumdan bağımsız düşünülemeyeceğine inanmışımdır hep. Çünkü bana göre bir sanatçıyı yalnızca canlandırdığı karakterler değil; yaşadığı dünyayla kurduğu ilişki, toplumsal meselelere karşı duruşu ve geride bıraktığı iz de tanımlar. Belki de bu yüzden bazı sanatçılar, sahneden indikten sonra da söyleyecek sözü olduğu için hafızamızda daha uzun yer eder. Cem Yiğit Üzümoğlu da tam olarak böyle biri. Tiyatroya duyduğu bağlılık, emek mücadelesine verdiği önem, savunduğu değerler, yaşadığı dünyayla kurduğu ilişki ve inandıklarını cesurca dile getirmesi, çoğumuz gibi bende de onu daha yakından tanıma isteği uyandırdı. Sanırım bu röportajın peşine düşmemin en önemli nedeni de buydu.

Onunla sadece kariyer basamaklarını konuşmakla yetinmek istemedim. Ben biraz da oyuncu Cem’in ötesindeki insanı; vatandaş Cem’i merak ediyordum. Bu merakla sanatla kurduğu ilişkiyi, şöhretle arasındaki mesafeyi, tiyatroya neden bu kadar bağlı olduğunu, çalışma koşullarına dair düşüncelerini, Türkiye ile Yunanistan arasında yıllardır süren dayanışma hikâyesini, bugünlerde büyük bir titizlikle hazırlandığı Kazım Koyuncu’na hayat verme sürecini ve daha fazlasını konuştuk.











