“Kapı” kelimesi bana biraz iyimser gelmiştir. Bu oyun benim için daha çok bir eşik oldu. Üzerinde durduğum, geçmek için acele etmediğim bir yer. Yeni bir iş her zaman insanı mesleğine yeniden bakmaya zorlar ama “Güneşin Oğlu” bende daha çok oyuncu olarak neyi bildiğimi sandığım sorusunu kurcaladı. Sahnede kontrol etmeye alıştığım pek çok refleksi askıya almamı istedi. Güvenli alanlardan değil, tereddütten beslenen bir alan açtı. Oyunculuk açısından bana sunduğu şey, daha iyi oynamak değil; ritmi gerçekten duymaktı. Ne zaman hızlandığımı, ne zaman tutunduğumu, ne zaman durmam gerektiğini fark etmeye zorladı. Tereddüt burada bir zaaf değil, bir pusula gibi çalıştı. Belki de araladığı şey bir kapıdan çok, bakışla ilgiliydi. Sahnedeki hareketi, ritmi, karşımdaki oyuncuyu ve seyirciyi nasıl algıladığımdan çok, gerçekte neye baktığımı fark etmeye çağıran bir eşik. Ve insan bazen ilerlemek için bildiğinden emin olmayı bırakmak zorunda kalıyor.
“Güneşin Oğlu” projesine dâhil olma süreciniz nasıl oldu? Filmi daha önce izlemiş miydiniz? Daha önce film formunda yazılmış, çekilmiş bir metnin tiyatro sahnesinde nasıl bir zemin bulduğunu düşünüyorsunuz?
Filmi daha önce izlemiştim ama projeye dahil olduktan sonra filmle arama bilinçli bir mesafe koydum. Çünkü tiyatro ve sinema, her ne kadar birbirini beslese de imkânlar ve anlatım dili açısından iki ayrı dünya. Elbette bazen bir bulutun şekli bile ilham verebilir ama söz konusu sahne ve kamera olduğunda oyun kuralları değişiyor. Sinemada oyuncu çoğu zaman daha geri planda bir unsur; orada belirleyici olan yönetmenin bakışı. Tiyatroda ise bunun tam tersi geçerli. Metin zaten çok güçlü. Kendi adıma böyle düşünüyorum. Bu metni sahnede oynamak, oyuncuya açtığı alan nedeniyle beni en çok heyecanlandıran taraf oldu. Aksiyonu bol, temposu yüksek, entrikası zengin hikâyeler tiyatroda gerçekten karşılığını bulabildiğinde, seyirciyi filmdekinden bile daha fazla heyecanlandırabiliyor. Çünkü sahnede her şey canlı, kanlı canlı ve organik. Sinemada araçlarla yaratılan etkiyi sahnede bedenle kurmak daha meşakkatli. Ödülünü de genellikle oyuncular alıyor. 🙂