- Tüm dünyada gelişen internet hızı ve teknoloji,
- Uzaktan çalışma olanaklarının artması,
- Dünyanın her bir yerinde ortak çalışma alanlarının (Co-working) ortaya çıkması,
- Dijital göçebelerin daha etkili bir şekilde seyahat etmelerini sağlayan seyahat uygulamalarının (Örn. Google Haritalar, Airbnb) hızla yayılması konaklama, ulaşım, sağlık ve insanlarla tanışmaya kadar birçok şeye çözüm sunması,
- İlk bakışta anlamsız ve mantıksız görünen dijital göçebelik bloglarının hızla artması.
Pandeminin günlük hayata ve ekonomiye olan etkisi uzaktan çalışmanın artmasına yardımcı olduğu gibi, buna bağlı olarak tüm dünyada dijital göçebe kavramı hız kazandı. 1997 yılında Tsugio Makimoto ve David Manners tarafından yazılan The Digital Nomad adlı kitapta ortaya çıkan bu kavram, 21. yüzyılda dizüstü bilgisayarlar, akıllı cep telefonları, tabletler ve sosyal medyanın da gelişmesiyle birlikte ciddi bir ivme kazandı.
Dijital göçebelik, kendi içinde birçok yaşam şeklini barındırıyor. Kendi ülkelerinde karavanla seyahat edenler, limanlarda ve teknelerde yaşayanlar, bir ülkeden diğer ülkeye uçarken otellerde veya Airbnb daireleri kiralayan gezginler.
Herhangi bir konuma bağlı kalmadan dijital göçebe olarak yaşamanın pek çok artısı bulunuyor. Kendi programını belirleyip, düşük maliyetli bir yaşam alanında tasarruf edebilmenin yanı sıra, çalışırken istenilen ülkede bulunmak gibi özellikler ön plana çıkıyor. Haliyle de dijital göçebeler yeni kültürleri deneyimleyerek, arkadaşlıklar edinebiliyor.