Dilay Şengül ile: Vermilyon Filmi Üzerine

Ataerkil sistemin herkese eşit şartlarda özgürlük sunmadığı ve hatta kendi normlarının dışında gördüklerine karşı takındığı sınırlayıcı kodlar, toplumun bireyleri üzerinde de yıkıcı sonuçlara yol açıyor. Bazen sözlü bir ifade, bazen de sadece bir bakışın ağırlığının yarattığı yüzleşme ve beraberindeki o dönüşüm, baskılarla şekillenmiş bir geçmişin dışa vurumu oluyor. Yalnızca sinema alanında değil, sanatın pek çok dalında üretimler gerçekleştiren Dilay Şengül de kısa metrajı “Vermilyon” da bu konuyu tüm çarpıcılığı ile işliyor. Bahadır’ın Bahar’la arasında kıskançlıkla başlayan gerilim yükselmesi sonucu hem karşısındakiyle hem de içinde bastırdığı kadınla yüzleşmek zorunda kalmasını anlatan film, cesur ve sert üslubuyla seyircisi üzerinde adeta bir soğuk duş etkisi yaratıyor. Ben de bu vesileyle başrollerini Damlanur Kandemir ve Oğuzhan Dümer’in paylaştığı film üzerine sevgili Dilay ile gerçekleştirdiğim röportajda merak ettiğim soruların peşinden giderek hikâyeye, vermek istediği mesajlara ve film üretimine dair konuşma fırsatı buldum. Keyifli okumalar dilerim.

Film hakkında konuşmadan önce dilersen okurlarımız için seni daha yakında tanıyalım. Dilay Şengül’ü nasıl tanıtmak istersin?














