Duyarsızlık Kültürü: Toplumsal Tepkisizliğin Ruh Hâli

Bu cümleyi duymadığımız gün neredeyse yok gibi. Hayat pahalılığı, işsizlik, kadın cinayetleri, iklim krizi ya da adaletsizlik… Ne zaman sistemsel bir sorunla karşılaşsak, ekranlardan ya da sohbet aralarından bu cümle sızıyor. İlk bakışta sıradan, belki de masum bir ifade gibi görünse de aslında çok daha derin bir kültürel anlam taşıyor. Çünkü bu söz, zamanla sadece bir tepkisizlik ifadesi olmaktan çıkıp, toplumsal bir ruh hâline dönüşüyor. Bu dönüşümde medyanın ve popüler kültürün rolü ise hayli büyük.

Kültürel kuramcı Stuart Hall’un temsil anlayışından yola çıkarsak, medya sadece dünyayı yansıtmıyor; onu yeniden üretiyor. Televizyon dizilerinde, haber bültenlerinde ya da sosyal medya içeriklerinde tekrar tekrar karşımıza çıkan bu “yapacak bir şey yok” söylemi, gerçekliğimizi şekillendirmeye başlıyor. Hall’un dediği gibi, temsil edilen şey yalnızca bir görüntü değil; o görüntüye yüklenen anlamdır ve anlamlar, toplumsal bilinçte yer ediniyor.










