Duygu Ela Erdoğan ile: Yoganın Hayata Etkisi Üzerine

İlk kez arkadaşım aracılığıyla Duygu Hoca’nın Yin Yoga dersine katıldığımda, zorlu bir süreçten geçiyordum. Duygularımı bastırmaya eğilimli biriyim ve daha ilk derste, bu kadar yoğun bir şekilde duygularımla bağ kurabilmem beni şok etmişti. Günlerdir ağlamayan ben, o derste gözyaşlarımı serbest bırakabilmiştim.

Duygularımla bu denli kolay temas edebilmemin yanı sıra, beni en çok etkileyen şeylerden biri derslerde sıkça vurgulanan “mücadeleyi bırakmak” temasıydı. Duygu Hoca, kendimi zorladığım bir anda bu cümleyi söylemiş ve bedenimin o günkü sınırlarını dinlemeden, ona saygı göstermeden kendimi zorlama eğiliminde olduğumu fark ettirmişti. Kendime şu soruyu sormaya başladım: Acaba başka nelerde gereksiz bir mücadele içindeyim? Bunun tam karşıtı ise kendine şefkatle yaklaşmak. Kendini dinlemek, ihtiyaçlarını anlamak, sınırlarını zorlamamak… O gün sadece matta olmayı bile kutlamak. Duygu Hoca, derslere her zaman iddiasız ama özenli kıyafetlerle gelir ve içinde ne kadar rahat hissettiği anlaşılır. Samimi bir şekilde gününün nasıl geçtiğini paylaşır, her birimizi hatırlar, ruh halimizi ve o günki kondisyonumuzu öğrenmek ister. Bu ön konuşmalar, kendinizi görülmüş ve rahatlamış hissetmenizi sağlıyor. Beni böylesine derinden etkileyen Duygu Hoca’yla daha kapsamlı bir sohbet yapma fikri, uzun zamandır hayalimdi. Röportajımı bu merak ve arayışla gerçekleştirdiğimi baştan itiraf etmeden geçmek istemem.













