Edilgenlik: Konuşma Dilinin Tartışmalı Vazgeçilmezi

Edilgenlik ekiyle kurgulanmış cümleler, konuşma sürecimizin vazgeçilmez bir parçası. Özellikle çok kişili ortamlarda bir durumu, bu ek sayesinde orta yere bırakıverirsin ve birilerinin üzerine alınmasını beklersin. Bu bazen ‘’Ben değilim ama kesinlikle birileri sorumlu; kim olduğu bana fark etmez.’’ mesajıdır bazen de karşı tarafı kırmadan yumuşak biçimde düşünceleri ifade etmektir. Hatırlamadınız mı bu eki? Peki, ‘’Gömleğim yıkandı mı?’’ diyelim o zaman. ‘’Yıkanmadı.’’ Kim tarafından? Evet, tarafından… O halde gelin edilgen dil kullanımına göz atalım…

İş Hayatının ve Ev İşlerinin Dayanılmaz Edilgenliği
Bu dil kullanımı, yerine göre çatışma odağında geçecek bir iletişimi yumuşatabileceği gibi çok büyük oranda çatışmanın kendisini yaratır. Zira bu ek sayesinde birileri açık iletişim kurmaya ihtiyaç duymadan gizli mesaj verir karşındakine ve bu durumu gizli gerginlikler takip eder. Pozitif görünümlü şakalar yerini imalı takılmalara ve hemen ardından kahve arası dedikodularına bırakır. Sonuç; hoş geldin aramıza çatışma. Tabii ki aynı kelime yapısının kullanıldığı çok fazla yer var hayatımızda ama kendini en çok iş hayatında gösterir edilgenlik. Ha, bir de ev içi iş dağılımında… ‘’Çamaşırlar yıkanmadı mı?’’ sorusunda olduğu gibi mesela. ‘’Yok, yıkanmadı. Ben de oturdum bekliyorum yıkansın diye!’’ Bu da ev işinin tek bir tarafa ait olduğunu düşünen ‘’karşı taraf’’ cümlesidir genellikle. ?











