Oyunun seyirciyle yakın bağ kurmasında ve hepimizin hayatında açmazlara ayna tutmasında hiç kuşku yok ki Sezin Akbaşoğulları, Sanem Öge, Tolga İskit, Nazlı Bulum ve Erkan Uyanıksoy’dan oluşan oyuncu kadrosu büyük paya sahip. Her biriyle çalışma süreciniz nasıl ilerledi? Kendilerinin prova döneminde karakterlerine kattıkları yeni dokunuşlar oldu mu?
Oyunun kadrosu için düşünürken çok hızlı bir şekilde karakterleri kimin oynayacağı kafamda belirdi ve daha ilk okumada doğru karar verdiğimi anlamış oldum. Hepsi gerçekten oldukça yetenekli, açık zihinli, oyunbaz, tiyatro etiğine sahip ve eğlenceli oyuncular. Provalar süresince bir gün bile kişisel bir çatışmaya yer bırakmadan, oyunun daha iyi hale gelmesi için emek harcadılar. Bana bu konforu sundukları için buradan bir kez daha teşekkür edeyim isterim.
Teker teker karakterlere dokunuşlarına değinecek olursam da, 2006’dan beri oyun arkadaşım Erkan Uyanıksoy’dan başlayayım. Erkan, “Martı mıyım?”da Medvedenko ve Treplev rolünü birlikte canlandırıyor. Kendisiyle artık leb demeden leblebiyi anlayan bir çalışma yöntemimiz olduğundan, bu süreçte de kolay bir şekilde Treplev’in kırgın ama öfkeliği naifliğini, Medvedenko’nun (Çehov’un da tabiriyle “oyunun soytarısı”) hayattaki clownesk beceriksizliğini birlikte ortaya koymuş olduk. Sezin Akbaşoğulları uzun yıllardır taa Ankara’dan tanıdığım, sevdiğim bir oyuncuydu ve ilk kez (sonunda) birlikte çalışmış olduk ve müthiş karizmasıyla Arkadina’ya resmen can verdi. Sanem Öge de uzun yıllardır tanıdığım ve çalışmayı düşlediğim bir oyuncuydu. Masha ve Polina karakterlerine birlikte hayat verdi. Masha’yı hiç beklemediğim bir öneri üzerinden işlemeye başladığında ilginç bir sürecin de içine girmiş olduk ve benim için çok öğretici bir süreç oldu. Ve günün sonunda ikili dokunuşlarımızla şimdiye kadar gördüğümüz Masha’lardan biraz farklı, özgün bir yorum ortaya koymuş olduk. Ve bu beni mutlu ediyor. Sanem’in oynadığı Polina-Dorn sahnesine ise her provada güldüm, hâlâ çok gülüyorum. Tolga İskit birçok insanın yakından takip ettiği, takdir gören, başarılı bir oyuncu. Benim kimi “çılgın” dokunuşlarım onu zorlasa da, mesleğinde iyi olan her oyuncuda olduğu gibi kendini yaratım sürecine bıraktı ve bence hem Trigorin karakterinde hem de Dorn karakteri için ilginç bir damar yakaladı. Nazlı Bulum uzaktan takip ettiğim, üretkenliği ile bir şekil hep karşıma çıkan yetenekli olduğunu bildiğim bir oyuncuydu. Hem kişisel olarak ilk kez tanışmış olmamıza hem de mesleki olarak ilk kez bir araya gelmemize rağmen onu yıllardır tanıyor, yıllardır birlikte iş yapıyor gibi hissediyorum. Ve bu tamamen Nazlı’nın müthiş motive, işini seven, çalışkan karakterinden kaynaklanıyor. Oyunu ve oyun arkadaşlarını süreç içinde o kadar içten bir yerden sahiplendi ki Nina hiçbir “Martı” yorumunda bu kadar canlı olmamıştır gibi geliyor bana. Polina’ya da aynı derecede komik bir dokunuş sundu o da. Sanem’le şahane ikili oldular. Yani zannediyorum ki, bana olduğu kadar tüm reji ekibine ve oyunculara prova süreci iyi geldi. Bunu sağladıkları için minnettarım.