The Guest: Emma Cline’den Başkası Gibi Davranan Bir Kadın

Çoğumuzun bitmesin diye mücadele ettiği bir ilişkide kendi sınırlarını zorladığı bir an olmuştur diye varsayıyorum. Peki, nereye kadar? Neler yaptıktan sonra bu ikili ilişkinin yürümeyeceğini kabulleniyoruz? Veya şöyle sorayım: Ulaşmak istediğimiz hedefe giderken kimleri, nasıl “harcayabiliyoruz”? Geçtiğimiz günlerde The New Yorker dergisinin “2023’ün En İyi 10 Kitabı” listesine giren Emma Cline’nin The Guest romanı, aslında bu soruları sormamızın sebebini -tahmin edebileceğimiz bir cevap ile – ortaya koyuyor: Sanrılarımız, hayallerimiz, kuruntularımız… Ya da sizin için hangi kelime daha fazla anlam ifade ediyorsa.

Her ne kadar mayıs ayında çıkan bir romanı bu soğuk günlerde değerlendirmeye karar vermiş olsam da Emma Cline’nin The Guest kitabı, bütün yaz konuştuğumuz “beach read” konseptinin karşılığını veriyor: Bol gizem, sayfaları hızlıca çevirmeye sebep olan yüksek bir tempo ve söz konusu istediğini almak olduğunda hiç kimseyi umursamamaya hazır bir baş karakter. Kitabın arka kapağında yazan “Başkası gibi davranan genç bir kadının baş döndürücü hikâyesi.” açıklamasına inanabilirsiniz. Çünkü baş karakterimiz Alex’i, bulunduğu durumlara göre etrafındaki insanlara yansıttığı kişiliği dışında, yalnızca birkaç minik detay ile tanıyabiliyoruz. Fakat kendimiz de gerçekten kurduğumuz ilişkilerde bundan daha samimi miyiz? Aramızda günahı olmayan kişi, ilk taşı Alex’e atabilir çünkü kişisel olarak benim yalnızca rengini bildiğim bir futbol takımının maç sonuçlarını muhteşem bir heyecanla takip ettiğim günler oldu.











