Esra Öztay Güraras ile: "Yaşat, Sev, Oku" Sergisi Üzerine

Belleğin izlerini taşımayan bir nesne ya da biçim gerçekten var olabilir mi? Bu soru, Tarık Zafer Tunay Kültür Merkezi’ndeki “Yaşat, Sev, Oku” sergisini gezmek üzere Beyoğlu’nun sokaklarını arşınlarken belirdi zihnimde. Buranın tam anlamıyla kamusal bir hafıza mekânı olduğu büyüsüyle bir kez daha farkında olarak yürümeye çalıştım o sokakları. Taş yapıların her köşesinden başka anlamlar taşarken kalabalık ve dinamizmiyle inanılmaz bir atmosferi içinde taşıyor Pera, İstiklal, Şişhane… Sergi alanı içinde sergi alanı dediğim bu yere geldiğimde bir yandan arşivin değerine atıfta bulunan serginin sanatçısı heykeltıraş Esra Öztay Güraras ile sohbet etme fırsatı yakaladım. Kendisinin pratiği de en başta sorduğum sorunun etrafında dönüyor.

“Yaşat, Sev, Oku” sergisi; kaybolmuş arşivlerin, yok edilmiş kütüphanelerin ve sessizliğe gömülmüş metinlerin yeniden nefes aldığı bir hafıza alanı gibiydi. Güraras’ın heykelleri, zamanın katmanları arasında unutulmuş olanı yeniden çağırırken, izleyiciyi bir tür hatırlama ritüeline davet ediyor. Her bir form, geçmişin yankılarını bugüne taşıyor; her bir yüzey, bir kaybın izi gibi. Sanatçının arşivsel yaklaşımı, kültürel hafızayı yeniden kurarken hem entelektüel hem de duygusal bir bağ kurmayı başarıyor.“Benim için sanatçı, sadece estetik nesneler üreten kişi değildir; aynı zamanda bir hafıza bekçisi ve kültürel mirasın yeniden inşacısıdır.” diyor Esra Öztay Güraras.













