Büyüdüğüm aile ve çevrenin getirdiği yaygın bir yaşama şekli ve anlayışı vardı, hepimiz gibi. Oraya doğmuş ve orada büyümüş oluyoruz. Oraya köklenmemiz ve büyümemiz öngörülebilir oluyor. Ben 20’li yaşlarda yaşadığım beklenmedik maddi, ailevi ve manevi süreçler, değişimler vasıtasıyla kendimi bir oyundan çıkıp, kendi oyunumu yaratmak durumunda kalmış hissediyorum. Ait olmadığımı hissettiğim yerden çıkmak durumunda kalıp, daha sonra kendi yaşamımı kendi inandıklarımla kurmamın gerektiği dönemler yaşadım. Bu zor bir süreç olmasına rağmen çok özgürleştirici bir şey. Her kadının, erkeğin kendi doğrularını ve kendi iç sesini duymaya, bedellere rağmen kendi gerçeğini yaşamaya, ifade etmeye hakkı var. Kendini keşfeden, kendi için yeni bir yol inşa edebilir. Potansiyel gerçeklerimizden birini kendi seçimimizle yaşıyoruz. Neden bu gerçek, kendi ruhuna en yakın hissettiğin yaşam şekline dönüşmesin?
Yaşamak istediğimiz bir hayat ve bu hayat yolunda kalma tekniklerini anlatıyorsun eğitimlerinde ve kitabında… Bize de anlatır mısın bu yolu?
Kişi her gün kendi özlemlerini duymaya alan tanımalı. “Ben en çok neyi, hangi hissi hissetmeyi özlüyorum?” Bu ve benzeri sorularla kişi, içindeki sezgisellik ile bağlantıya geçebilir. Doğru sorular kendimizle temas etmemizi sağlar. Bu soruların yarattığı etkinin ve cevapların içinde bir süre kalıp, hissetmeye izin verildiğinde, içeride bir ateş uyanır. Bu ateş, bazıları için üzerinde durulmayan anlık bir histir. Bazıları bu ateş ile yaratılabilir, üretilebilir ve en önemlisi süreklilikle inşa edilebilir. Burada bir teknik var ise, bu teknik içsel bir dans benim için. Yapacaklarıma dair sezgiler ile onların aksiyona dönmüş halinin dansı, eril ve dişinin dansı, kendi iç sesine güvenmek ve sahip çıkmanın dansı… Dansta bir partner eksikse, işte o istenen yaşamın kurulması hep dıştan beklenir. Halbuki hepimizde muazzam bir güç var. Bu gücü uyandırarak, içindeki ateşe güvenerek yaşamak istediğin yaşam yolunda yürüyebilirsin. “Yaşamak istediğin” demek yerine, şöyle de diyebiliriz, “zaten olduğun en doğal halini hayatının her alanında yaşatabilmek”. Yani bu bir hedef değil, zaten olduğun kişinin, kabuklarından arınmış saf hali…