Expats: Yoğun ve Karanlık Bir Dizi Üzerine Düşünceler

Edebiyatın ve yazının verdiği geniş olanaklar sinemada ve televizyonda mevcut olmadığından dolayı hissedilen eksiklik kendini Expats’da da gösteriyor. Bu noktada sıradan okuyucu ve seyricilerin seslendireceği şekilde “romanlar her zaman filmlerden ve dizilerden daha iyidir” klişesini tekrar etmeyeceğim. Her zaman için bir metnin görsel olarak adaptasyonunun yaratabileceği sorunlar düşünüldüğünde yönetmene ve senariste haksızlık yapmamak gerektiğini ve diziyi veya filmi, ana kaynağından bağımsız kendi başına bir yapıt değerlendirmek gerektiğine inanırım. Öte yandan Expats’da olduğu gibi çok karakterli ve olay örgüsü yoğun bir metnin uyarlamasında, hele de bu örnekte olduğu gibi yapım tüm bu unsurları kapsamaya girişince, bazı sorunların çıkması da kaçınılmaz oluyor.

Expat yaşamı, kendine özgüdür. Ancak yaşayanların bilebileceği veya bir expat yakınını ziyaret eden birinin kısa süreli de olsa gözlemleyebileceği, kendine has özellikleri ve dinamikleri olan bir yaşamdır expatlarınki. İki yıldan fazladır ailesiyle birlikte expat yaşamı süren biri olarak bu yaşamın, yaşadığınız ülkeye göre elbette değişiklik gösterse de, farklı boyutları olduğunu söyleyebilirim. Bir taraftan kendi ülkenizin üzerinde bir finansal ve toplumsal statü ve onun getirdiği lüksler (özel şoför, hizmetçi, vb. ) bir tarafta küçük bir cemaat içinde yaşamanın getirdiği ‘ışıltılı cemiyet hayatı ve kuralları ile arka planda tüm hızıyla ve suçluluk veren zevkiyle kaynatılan dedikodu kazanı’ (itiraf edeyim expat yaşamının en zorlandığım boyutu belki de bu cemiyet hayatına katılma, günümüz Türkçesiyle sosyalleşme zorunluluğu) ve özleyenler için ülkesi (ben yaşadığım yerden son derece memnunum), ailesi, eşi dostu… Dolayısıyla Expats içeriğinden ve bir Nicole Kidman dizisi olmasının ötesinde sadece başlığıyla bile ilgi çekici bir dizi olma potansiyeli taşıyordu.













