Eşyalarımı odaya bırakıp Dejavu’ya gidiyorum koşar adım. Çok özlemişim,hemen denize doğru bir masaya oturup karanlığa bakıyorum. Meis’in ışıkları, deniz feneri, dalgakıran, etraftan yükselen müzik, ona karışan insan sesleri… Küçücük bir ilçede hayatın her kesitini görüyorum sanki. O an tesadüfen Yunanca bir şarkı yükseliyor çalma listesinden, çok şükür diyebiliyorum, çok şükür!
Plajlar
Ertesi sabah, harika bir terasta muhteşem 8 Pansiyon kahvaltısından sonra denizin kucağına, Çınarlar’a gidiyorum. Kaş’a gittiyseniz bilirsiniz, Küçükçakıl’da yanyana iki plaj var: biri Derya, diğeri Çınarlar. Bu seyahatimde son birkaç seferdir olduğu gibi Çınarlar’ı tercih ediyorum. Hem misafirlere karşı tutumu çok ılımlı, hem daha az müzik ve gürültü var. Alan geniş olduğu için rahat bir şezlong seçmek ve kafa dinlemek de mümkün. Çınarlar’da yaklaşık yedi saat çok güzel zaman geçiriyorum.
Ne Yenir, Ne İçilir?
Öğlen Kaş’ım Ev Yemekleri’nde inanılmaz lezzetli zeytinyağlılarla akşama hazırlanıyorum. Tabii Çınarlar’da Jack-Nar içmeyi ihmal etmiyorum. Plaj çıkışı eskiden “AYI” olan şimdi güzel bir kahve dükkanı ve kahvaltıcı haline gelmiş mekana gidiyorum. Sankofa’da harika bir flat white yudumlayarak göz alabildiğine deniz, gönül alabildiğine huzur diyorum.