FIM Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası: Buz Üzerinde Geçmişten Bugüne

Spor deyince futbol, motor deyince tehlike… Hep böyle düşünmeye alıştık. Oysa spor, bambaşka alanlarda, bambaşka zihinleri ve bedenleri sınayan onlarca farklı disiplin barındırıyor. Motor sporları da öyle. Çoğu insan için “hız” ve “risk” kelimeleriyle yan yana anılsa da işin aslı biraz başka. Denge, refleks, teknik beceri, doğayla uyum. Kayak gibi, yelken ya da dağcılık gibi. İşte tam bu noktada, kendi motosiklet deneyimimden 15 ve 16 Mart’ta Kayseri’de gerçekleşecek olan FIM Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası’na doğru bir yolculuğa çıkmak istiyorum.

“Motor sporları” ile sadece izleyici olarak hemhal olsam da motosiklet ile 17 yıllık bir geçmişim bulunuyor. Ehliyet almak pek çok kadın için mesele dahi değilken inanın benim için tam bir kabustu. Ama lütfen söyler misiniz motosiklet öyle mi? Hiç değil. İncecik, mis gibi. Çocukluğunda korkusuz bir bisiklet sürücüsü olan bu kız için motosikletin de bisikletten tek farklı yokuş yukarı daha kolay tırmanılabiliniyor olmasıydı… Karnımda 4 aylık bebeğim vardı. “Bebek olunca ehliyete daha çok ihtiyacın olacak” diye başlayan baskılarla kayıt olduğum araç ehliyet kursunda, tüm aile ve arkadaş üyelerinden gizli bir de motosiklet ehliyeti bölümüne kayıt oldum. “Gizli” çünkü ağzımdan “motor” kelimesi usulca çıkacak olsa karşımda beleren gözleri, ardından karşı gelecekleri çekecek hissiyatta değildim.




















