Fırat Devecioğlu ile: “Lazarus- Tanrı Oyuncağı” Üzerine

Yazar, eğitmen, yapımcı ve kültür girişimcisi Fırat Devecioğlu’nun yeni kitabı “Lazarus – Tanrı Oyuncağı” Destek Yayınları etiketiyle okuyucuyla buluştu. Lazarus – Tanrı Oyuncağı ana karakterin sıradan bir fotokopiciden, kendi içindeki karanlıkla yüzleşen bir katil olma yolculuğunu ele alıyor. Bu süreç, hastanede geçirdiği dönem ve orada yaşadığı olaylar aracılığıyla dramatik bir şekilde tasvir ediliyor. Devecioğlu, okuyucuyu etkileyici bir dille insan ruhunun karanlık köşelerine yolculuğa çıkarırken, insanın varoluşsal sorgulamaları ve kişisel dönüşüm mücadelesini ustaca işliyor. Fırat Devecioğlu’na kişiel deneyimini kurmaca bir evrene aktarırken yaşadıklarını,üretimine dahil olan meseleleri ve gündelik olanla kurduğu ilişkiyi sordum. Keyifli okumalar.

Lazarus – Tanrı Oyuncağı| Fotoğraf Kaynağı: Fırat Devecioğlu – Destek Yayınları
Lazarus- Tanrı Oyuncağı kitabın Destek Yayınları tarafından yayımlandı. Hikâyenin başlangıç noktasını ve üretim aşamasını anlatabilir misin?
Bir gün altı yaşlarında bir çocuk gördüm. Bir hastanenin nöroloji bölümündeydim. Sabaha karşıydı. Tomografi cihazından tek başına dışarı çıktı. Kimsesi olmayan, saçları, kaşları dökülmüş bir çocuk. Ağır bir hastalıkla mücadele ettiğini, ilaçlara zor dayandığını öğrendim. Herkesin ölümünü beklediği bir çocuktu. ‘Lazarus’ un ilk notunu, o an cep telefonuma yazdım. Hastanelerde kalma sürem arttıkça, oralarda dolaşan bir karakter belirdi zihnimde. Refakatçi kartı sayesinde terk edilmiş hastaların yanında duran tuhaf biri. Eksikliğini hissettikleriyle (aşk, Tanrı, mutlu çocukluk…) hastane koridorunda kucaklaşan Lazarus’u, yazmaya başladım. Önce tiyatro oyunu olarak yazdım. Lazarus’u sahnelediğimizde, felsefe, psikoloji meraklılarının ilgisiyle karşılaştık. Tiyatro severler Lazarus’u sahiplendi. Her oyun sonrası söyleşiler yaptık. Gelen yorumlar, eleştiriler aklımdaki kurguyu güçlendirdi. Sonra seyircilerimizden bir talep gelmeye başladı. Lazarus’un, kitabının olması gerektiğini, evlerinde onu görmek istediklerini söylüyorlardı. Metne yönelen bu ilgi beni Lazarus‘un romanını (novellasını) yazmam konusunda motive etti.
Hikâyede karşılaşacağımız, Lazarus hariç tüm karakterlerin gerçek olduğunu ve kendi deneyimlerinden yola çıkarak bu novellayı kaleme aldığını biliyoruz. Deneyimini kurmaca bir evrene aktarırken yaşadığın deneyimleri anlatabilir misin? Kendi filtrelediğin olduğu mu hiç?











